baybilir

Hayatı Paylaşalım, Mutlu Olalım

Halka açık son idam

3 min read


27 Eylül 1955’te boş çuvalları satma bahanesiyle Tahtakale’den çağırdığı iki çuvalcıyı -iddiaya göre daha önce defalarca yaptığı gibi- kürekle öldürüp 470 liralarını aldıktan sonra fırınında yakan Börekçi Ali, koku yahut izinli olduğu halde geçerken dükkanın kapısını aralık görüp vahşete tanık olan çırağının ihbarı sonucu 4 günlük takibin ardından Karamürsel’de yakalanır.
Yargılama üç yıl sürer, yattığı cezaevinde hayli itibar görür. Derken deli numarasına yatmaya başlar. Bunca yıl sonra artık idam edilmeyeceğini düşünürken 27 Eylül 1957’de hakim Selman Yörük tarafından idama mahkum edilir. Hatta hakim “Bu celsede kalem kırılmayacaktır.” diyerek verdiği karardan dolayı hiçbir pişmanlık duymadığını açıkça ifade eder.
Hukuki sürecin sonunda araya 27 Mayıs darbesi girmesine rağmen idamı Milli Birlik Komitesi tarafından 21 Aralık 1960’ta onanır ve infaz yeri olarak Mısırçarşısı’nın Eminönü haline bakan kapısı belirlenir. 24 Aralık 1960 günü sabaha karşı 04.37’de meydanda binlerce kişi toplanır.
İkinci cellat, daha sonra Adnan Menderes’i idam edecek olan Kemal Aysan’dır. “Frengili Katil” olarak da bilinen Börekçi Ali, “Hani af vardı? Cemal Paşa’ya mektup yazmıştım, yanıtını beklememiz lazım. Böyle bir şey olamaz!” diyerek kendini yerlere atar ve güçlükle zaptedilir.
Üsküdar Toptaşı Cezaevi’ndeyken kral muamelesi gören ve artık namlı bu kabadayıya idam gömleği zorlukla giydirilir. İmam Yahya Eskişehirli’nin telkinleriyle sakinleşir ve kendisini idam meydanına götürecek askeri kamyona biner.
Meyhaneden bulunup getirilen cellat Ali Çelik, sarhoşluğun ya da heyecanın etkisiyle ilk hamlede ilmiği boynuna geçiremez. Katil “Allah da asılmamı istemiyor!” diye feryat eder. İdama nezaret için hazır bulunan komiser Muzaffer Acar, sehpaya fırlar ve ilmiği iri cüsseli Börekçi Ali Ünver’in boynuna geçirir, cellat yamağı Kemal Aysan da sandalyeyi tekmeler. Katilin ölümü yedi dakikayı bulur. Naaşı altı saat kadar ibretlik olarak teşhir edilir, sarkan dilinin uzunluğu herkesi hayrete düşürür. Nihayet belediye tarafından defnedilir.
Yamak Kemal Aysan, bu idamdan 9 ay sonra Adnan Menderes ve iki bakanı asmak için İmralı’ya götürülecek ve cezaevi idaresinin adının karşısına “cellat” yazmasına içerleyip “Ben Börekçi Ali’yi astım.” diyerek adının yanına “baş cellat” yazılmasını isteyecektir.
İdama tanıklık eden er Muzaffer Erkan’ın anlatımına göre daha da ileri gidip “Osmanlıdaki idam mahkumunun eşyaları celladındır.” uygulaması gereği, ipte sallanan Menderes’in rugan ayakkabılarına bakarak “Bu ayakkabılar benim olacak!” diyecektir.
Bu idam “ibret teşhirli” son idam olur çünkü 1965’te çıkarılan yasa ile halka açık idam yasaklanır. Bundan sonra infazlar, cezaevi avlularında halka kapalı olarak yapılmaya başlanır.
Son idam cezası ise 1984’te İlyas Has ve Hıdır Aslan için uygulanır. İdam cezası, Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi kapsamında 9 Ağustos 2002 tarih ve 4771 sayılı kanun ile
önce barış zamanında, Kasım 2003’teki 6 nolu ek protokol ve 14 Temmuz 2004 tarih ve 5218 sayılı kanun ile de her koşulda mutlak olarak kaldırılır.

İdama tanıklık eden er Muzaffer Erkan’ın anlatımına göre daha da ileri gidip “Osmanlıdaki idam mahkumunun eşyaları celladındır.” uygulaması gereği, ipte sallanan Menderes’in rugan ayakkabılarına bakarak “Bu ayakkabılar benim olacak!” diyecektir.

Düşünceleriniz nedir ?

Daha Fazla

1 min read