baybilir

Hayatı Paylaşalım, Mutlu Olalım

Girit

3 min read

Osmanlı ordusu, Akdeniz’in en büyük adalarından olan Girit’i 1645-1669 yılları arasında Venediklilerden aldı. Adanın müslümanlaştırılması konusunda farklı bir yol izledi. Balkanlarda “şenlendirme” adıyla yapılan zorunlu iskân, bu adada uygulanmadı. Fakat zorunlu tutulmasa da Girit, önemli Türk göçü aldı. Bu arada Osmanlı, Kapıkulu askelerinin evlenme yasağını kaldırdı. Bunlar Rum kızlarıyla evlendiler. Bazı Rumların da din değiştirmesiyle Girit nüfusunda müslüman sayısı kısa sürede çoğaldı. 1760 yılı itibariyle nüfusu 260 bin olan Girit’te yaklaşık 200 bin Müslüman yaşıyor, Ortodoks Hıristiyanların sayısı ise 60 bini geçmiyordu.  

Zamanla İngiltere ve Rusya bölgeye el atar ve Rum ahaliyi kışkırtmaya başlar. 1821 yılında İstanbul tersanesinin Rum olan muhafızları, Osmanlı tersanesi ve gemilerini yakma teşebbüsünde bulunmuşlar, Osmanlı Hükümeti de olayda dahli olanları cezalandırmıştı. Bu olay, Mora yarımadasını ayaklandırmış, Yunan ihtilali başlamış, Patras Vakası’nda Mora’daki Türkler katledilmiş, Girit ile bütün Ege ve Yunan adaları da isyana katılmışlardır. II. Mahmud, Sadrazam Benderli Ali Paşa’yı isyanı bastırmakla görevlendirir. İsyan bastırıldıktan sonra soruşturma genişletilir ve isyana adı karışanlar bir bir yakalanıp yargılanır. Belgeler arasında Fener Rum Patriği V. Gregorius’un çar II. Alexander’a yazdığı mektup da vardır. Patrikhane basılır ve bir isyan merkezi olduğu anlaşılır. Sorumlular yargılanır ve çeşitli cezalara çarptırılır: Olayın başındaki patrik V. Gregorius, 22 Nisan 1821’de Patrikhane’nin orta kapısı önünde asılır.

Giritli Ortodoksların bu katliamı üzerine 60 bin Türk Anadolu’ya göç etti. 50 bin Türk Kandiye kalesine sığındı.  (1866) Ekim 1867’de Osmanlı, Girit’e “özerklik” verdi. Giritli Ortodokslar, bunu kabul etmeyi Enosis yani Yunanistan’a katılım istediler. Osmanlı, taviz olarak halktan vergi toplamaya son verdi. Netice alamayınce 18 Nisan 1897de Yunanistan’a savaş açtı. Osmanlı’nın son zaferi olan bu savaşta, şehit düşen Abdülezel Paşa’nın büyük emekleriyle bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan edildi. Türk ordusu Atina’ya girecekken Rus Çarı II. Nikola’nın isteği ve İngiltere’nin baskısıyla II. Abdülhamid tarafından durduruldu. Yapılan barış görüşmelerinde galip Osmanlı, bırakın toprak almayı savaş tazminatı bile alamadı. Tam tersi Girit’teki nüfuzunu da kaybetti.

1910’da Girit Meclisi, Yunanistan’la birleşme kararı aldı. Anadolu’nun birçok yerinde mitingler yapıldı, pek çok kişi Girit’te savaşmak için gönüllü yazıldı. Yunan malları boykot edildi ve Rum gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı. Osmanlı Devleti, konuyu Lahey Hakem Mahkemesi’ne götürmek istedi. Tabii ki hiçbir sonuç alınamadı.

Neticede Akdeniz’in en güzel adası Girit, onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlının elinden kuş olup gitti. Giden toprağın miktarı, 8.336 kilometrekare idi.

Düşünceleriniz nedir ?

Daha Fazla